Teminat Senetlerinin Hukuki Niteliği

Oct 26, 2015

Bir anlaşma uyarınca, mal veya hizmetin eksiksiz tamamlanacağını, taahhüdün yerine getirileceğini; aksi takdirde belli bir bedel ödeme sorumluluğu ile karşı karşıya kalacağını beyan eden tarafın imzaladığı şartlı senede teminat senedi denir. Teminat senetlerinde en önemli tartışma; senedin temel ilişkideki borçla ilintilendirilmesi sebebiyle kambiyo senedi vasfını kaybedip kaybetmeyeceğidir.

Senet üzerinde, senedin teminat amaçlı olarak verildiğine yönelik bir açıklama yer almasının tek başına bononun/çekin geçerliliğini etkilemeyeceği kabul edilmektedir. (Kendigelen, s. 134, Teoman, Ömer, Yaşayan Ticaret Hukuku C. I Hukuki Mütalaalar Kitap 6: 1994, İstanbul, 1995, s. 75, Ülgen, Hüseyin (Helvacı, Mehmet/Kendigelen, Abuzer/Kaya, Arslan), Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul, 2013, s. 149, N. 530, Poroy, Reha/Tekinalp, Ünal, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, İstanbul, 2005, s. 218-219, N. 373)

Yargıtay uygulamasının da bu yönde olduğu görülmektedir. Konuya ilişkin olarak Yargıtay HGK 20.06.2001 tarihli bir kararında şöyle demektedir:

“…Takip konusu senet arkasında ‘işbu senet teminattır’ biçimindeki açıklama, neyin teminatı olduğunu açıkça belirtmediğinden, anılan senedin teminat senedi olduğunun kabulüne yeterli değildir. Dairenin yerleşik ve süreklilik arz eden içtihatları da bu yöndedir.” (Yargıtay HGK’nın 12-496/534 sayılı 20.06.2001 tarihli kararı için bkz. Moroğlu, Erdoğan/Kendigelen, Abuzer, İçtihatlı-Notlu Türk Ticaret Kanunu ve İlgili Mevzuat, İstanbul, 2010, s. 627)

Buna mukabil, senet metninde, senedin sadece teminat amaçlı verilmesinden bahsedilmeyip, senedin ödenmesi, temel ilişkideki bazı şartlara bağlanmışsa düzenlenen senet, bono olarak geçerli kabul edilmemektedir. Konuya ilişkin olarak Yargıtay’ın bazı kararlarını burada anmakta fayda bulunmaktadır:

Yargıtay 11. HD’nin 20.09.1982 tarihli bir kararında şöyle denilmektedir:

“…Dava konusu bononun daire teslimi karşılığı ödeme şartını taşımış olmasına göre bono vasfında olmamasına…” (Yargıtay 11. HD’nin 3623/3581 sayılı kararı için bkz. Moroğlu/Kendigelen, s. 633)

Bu konuya ilişkin bir diğer karar da, Yargıtay 12. HD’nin aşağıda belirtilen 29.06.2004 tarihli kararıdır;

“…İcra takibinin dayanağı olan bonoların ön yüzünde ve sadece ‘teminat senedidir’ ibaresinin bulunması onun kambiyo senedi vasfını ve bu senetlere ilişkin özel yol ile takibe dayanak yapılmasını engellemez. (…)dayanak belgenin (hangi ilişkinin) teminatı olduğu yazılı bir belge ile kanıtlanmadığı sürece ‘teminat senedi’ sözcüklerinin tek başına bononun kayıtsız ve şartsız belli bir bedelin ödenmesi vaadini içeren niteliğini etkilemeyeceği kabul edilmiştir.” (Yargıtay 12. HD’nin 13519/17138 sayılı kararı için bkz. aynı eser, s. 637) ifadelerine yer verilmiştir.

Yine doktrinde de senet üzerine konulacak teminat kayıtlarının çeşitli açılardan ayrımlara tabi tutulduğu ve asıl borç ilişkisini gösteren; ancak senetteki belirli bedelin ödenmesini şarta bağlamayan kayıtların, senedin kambiyo senedi vasfına halel getirmeyeceği de ifade olunmuştur. Bu açıdan “(X) tarihli sözleşmeye teminat olarak verilmiştir” ya da “(Y) vadeli kredi borcunun teminatıdır” gibi kayıtların asıl borca işaret etmekle birlikte senet (bono) bedelinin ödenmesini şarta bağlamadığı, bu durumun ancak teminat ilişkisinin kaynağını ispatlamayı kolaylaştıracağı da yine belirtilmektedir. (Odman Boztosun, N. Ayşe, “Kambiyo Senetlerinde Teminat Kaydı”, Legal Hukuk Dergisi, 2007, S. 53, s. 1492, 1497) Senet metninde böyle bir ifadenin yazılmış olması halinde, öncelikli olarak ifade etmek gerekir ki, bu ibare mutlak manada o senedin teminat amaçlı verildiğini göstermemektedir. Nasıl ki “bedeli malen alınmıştır” kaydı o senedin mutlak bir biçimde mal karşılığında düzenlendiği anlamına gelmemekteyse/bu hususun aksinin ispatı mümkünse, teminata ilişkin kayıt da senedin kategorik olarak teminat amaçlı verildiği anlamına gelmemektedir. Nitekim Borçlar Kanunu’nun m. 18/1 hükmü de, kullanılan ibarelerden ziyade niyete önem atfedilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Bu da, bir senedin üzerinde teminat senedi yazmasının o senedi teminat senedi olarak nitelendirebilmek için tek başına yeterli olmadığını ortaya koyan diğer bir göstergedir.

Yani önemli olan husus, bono metnindeki kaydın, bono bedelinin ödenmesi noktasında bir “kayıt/şart” vasfında olup olmadığıdır. Yoksa temel ilişkinin varlığına, karşılığın alındığına yönelik senede ihtiyari olarak konulan kayıtlar, otomatik olarak senedin, kambiyo senedi olmasını engellemez. Önemli olan husus, ilgili kaydın, senedin zorunlu unsurları noktasında olumsuz bir etkiyi haiz olup olmadığıdır. Her bononun altında bir temel ilişki vardır ve sırf bu temel ilişkinin varlığının gösterilmesi, ödeme vaadini bu temel ilişkideki bir koşulun gerçekleşmesi şartına bağlamadıkça, var olan gerçek durumun ilanı olup, senedin kambiyo senedi/kıymetli evrak vasfına zarar vermez.

Doktrinde de bu konuda aynı görüşün yer aldığı görülmektedir:

“Nasıl ki kambiyo senedine konulan ‘bedeli malen/nakden alınmıştır’ gibi kayıtlar senedin ‘mal senedi’, ‘nakit karşılığı senet’ veya ‘ödeme senedi’ gibi kavramlarla tanımlanmasına yol açmıyorsa, senede teminat kaydı konulması da bu senedin ‘teminat senedi’ şeklinde adlandırılmasını gerektirmez”. (Odman Boztosun, aynı eser, s. 1487, dpn. 1.)

Zira öncelikle bononun düzenlenmesine sebep olan temel ilişkinin, teminat verilmesini gerektirecek nitelikte bir ilişki olması gerekmektedir.

Örneğin bir borcun ödenmesine ilişkin taahhütnameden doğan borcun ifası uğruna düzenlenmiş bir kambiyo senedinin, salt bir para borcunun ifası amacıyla verildiği sabittir. Bu şartta, teminat senetleri uygulamasında olduğu gibi, ileriye yönelik olarak miktarı belli olmayan ve/veya doğup doğmayacağı dahi belirsiz bir alacağın garantisi/teminatı olmak üzere bir bono düzenlenmesi durumu mevzubahis olmadığından; bonoyu düzenleyen borçlu tarafın, yazılı beyanı ile zaten var olan ve alacaklı lehdarın herhangi bir karşı edimini gerektirmeyen borcunu ödemek uğruna ve takip ve tedavül kolaylığı sağlamak amacıyla verilen bir bononun artık teminat senedi olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır.

Taraflar arasındaki temel ilişkiyi oluşturan borç durumunun taahhütname ile açık ve net olduğu bir durumda, bu borç karşılığı verilen bononun, ”ifa” değil de, “teminat” amaçlı olduğunu kabul etmek mümkün değildir.

Doktrinde de konu aşağıdaki şekilde ele alınmaktadır.

“…bir ‘teminat bonosu’ndan sözedilebilmesi için, ya bonoyu düzenleyen kişinin temel ilişkiden kaynaklanan ediminin, cezai şartın öngörüldüğü durumlar dışında, doğrudan doğruya belirli bir para borcunun ödenmesi olmaması ya da borçlunun alacaklıya temel edimini yerine getireceğini güvenceye bağlamak ve alacaklının bu edimin ifa edilmemesi durumunda daha önce borçluya ödediği tutarı geri almasını kolaylaştırmak amacı ile bonoyu vermiş olması gerekir. Bu nedenledir ki, örneğin bir müteahhidin inşaatı zamanında bitirememesi durumunda ödemek zorunluluğunda kalacağı cezai şart karşılığında verdiği bono bir teminat bonosu olduğu gibi (…) Buna karşılık, bir kez daha tekrarlayayım ki, borçlunun alacaklı ile imzaladığı bir sözleşme uyarınca, örneğin satın aldığı bir malın bedeli olarak, ilerideki bir tarihte ödemek amacı ile düzenlediği bono kesinlikle bir teminat bonosu olarak kabul edilemez. Bu bono alıcının satım bedelini ifa uğruna düzenlediği bir kambiyo senedidir”. (Teoman, s. 75.)

Yukarıda açıklamaya çalıştığımız hususları kısaca toparlamak gerekirse; bonoda sadece bononun verilmesine yol açan temel ilişkinin gösterildiği, bu temel ilişkiye bağlı, şartlı bir ödeme vaadinin söz konusu olmadığı durumlarda; bonodaki “teminat” ifadesinin, “ifa”ya yönelik bir anlamının bulunduğu açık olduğundan; bu durumun, teminat ilişkisinin kurulmasına imkân vermediği, dolayısıyla bir senedin teminat amaçlı verilip verilmediğinin değerlendirilmesinde Borçlar Kanunu’nun 18inci maddesi de göz önüne alınarak, kullanılan ifadelerden ziyade niyetin değerlendirilmesi gerektiğini ifade edebiliriz.


Av. Samime Özgen
26.10.2015

ALL PUBLICATIONS